kes / yapıştır

Geçmiş yaşamım, çok sevipte bırakamadığım bir diyar gibi, beni alıkoyar ruhsal yolculuğumdan. Karmik bağ. Bir koku, belli belirsiz bir özlem. Oyunu terk etmek istemeyen bir çocuk gibiyim.

Henry Miller

Özümden direk yazdığımı söylemişti biri ve karmakarışık.

Hiperkinetik zihnim var. Sıçrayışlar… Serbest hareket izni var düşüncelerimin. Hikaye anlatmıyorum ki. Zihin içi geçişler. Kitap okuyan bir insanım, hemen hemen her gün… Buna rağmen süslene süslene yazılmış, kıvrıla kıvrıla, uzayıp giden bol tasvirli abiye cümleler okumak sıkar beni. Göz kaydırırım.  Seveni vardır bilemem. Ama ben sevmiyorum.

Bir Zen haikusu;

dışarda yağmur yağıyor,
otlar kendiliğinden büyür

Harkulade. Yalın ve derin.

Yeni Çağ felsefesini sığ, hatta dangalakça buluyormuş filozoflar. “Platon bir gün kolunda bir ornitorenkle bara gider” adlı kitapta, Yeni Çağ felsefesi için  “Kadim Doğu felsefesiyle astroloji, Tarot kartları ve kabala gibi bazı ortaçağ inançlarının bir karışımıdır” diyor. Ve aynı kaynaktan bir fıkra;

Ampül değiştirmek için kaç yeni çağcı gerekir ?
Hiç. Daha yeni “Karanlığa Uyum”adlı destek grubunu kurdular.

Hihhihihi... Yanlış değil ama filozofların da dangalak felsefesine bakış açısını sığ bulduğumu söylemeliyim. 

İnsan evladının endüstriye dönüştürülmüş bir hayatı var. Hayat üretip, hayat satıp, hayat tüketiyoruz. 

Kat atıyor her bir fikir üzerine bir başka bir fikir ve hepsi eskidi…

Banksy’nin dediği gibi anlamsızlaşana dek tekrar ve tekrar kullandık. 

O yüzden bırakıp geçmişi, Rumi’ye kulak verelim.

  “dünle gitti cancağazım, artık yeni şeyler söylemek lazım”